Beyoğlu’nda pasajlar ve hikayeleri

.İstanbul’un sırları : 333 

Beyoğlu- İstiklal Caddesi ya da eski adıyla Cadde-i Kebir girdiğiniz zaman kendinizi Avrupa’da hissettirecek birçok han ya da yeni adıyla Pasajlarla karşılaşırız. Hepsinin de ayrı bir hikayesi vardır. Nedir pasaj, niye pasaj diyoruz. İş hanı demiyoruz da pasaj diyoruz. İşte kısa bir hikayesi pasajların:

BEDESTEN-ARASTA-PASAJ –İŞHANI
Pasajların tarihi İlk Çağ ve Orta Çağ dönemlerine kadar dayanmaktadır. Bedesten ve Arasta olarak adlandırılan ticaret merkezlerinin bir devamı olan ve günümüze kadar ulaşan pasajlar, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul’da da sık aralıklarda bulunmaktadır.  İstanbul’da Kapalıçarşı’lar var. Mısır Çarşısı, İstanbul Kapalıçarşı. Bir de Arasta var. Arasta da üstü açık Pazar yeri demek. Osmanlıda, kumaş, mücevher ve çeşitli kıymetli eşyaların alım satımının yapıldığı, eşit büyüklükte kubbelerle örtülü, bir çeşit kapalı çarşı olup bu yapıların ilk örneklerine 13. yüzyıl başlarında Anadolu’da rastlanmıştır. Anadolu’da bilinen ve bugün hala kullanımda olan en eski Bedesten Kahramanmaraş’tadır. Pasaj kültürü ise bize sonradan gelmiştir. Bir kapısından girilip başka kapısından çıkılan iş yeri topluluğu olarak bilinir. Ama bugün adı pasaj olmakla birlikte sadece belli giriş kapısı olan pasajlar da var.
OSMANLI İSTANBUL’UNDA PASAJLAR
istiklal Caddesi pasajları arasında Sultan II. Abdülhamit’in mabeyincisi Sarıca Ragıp Paşa’nın hayallerinin izleri de duruyor. Paşa, gayrimenkule yatırım yapmak arzusuyla Levantenlerin ağırlıkta olduğu Beyoğlu’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü kıtalara ithafen Anadolu Pasajı, Rumeli Pasajı ve Afrika Pasajı isimli yapıları inşa ettirir. Restorasyon gören Afrika Pasajı dışında Anadolu ve Rumeli Pasajları hâlâ kullanılıyor. 830 metrekarelik bir alana yayılan İtalyan tarzı beş katlı kâgir yapı olarak tasarlanan Anadolu Pasajı’nın zemininde 17 dükkân, üst katlarında ise 20 daire yer alıyor.

ANZAVUR PASAJI
800’lerin sonunda buradaki iki ünlü kafenin, Andrea’nın Cafe Commerce’inin ve Pandeli Kastranakis’in Cafe de Pera’sının yıkılmasıyla Aznavur Pasajı yavaş yavaş yapılanmaya başladı. Başta yarım pasaj şeklinde inşa edilen Aznavur, 1924’te Tepebaşı yönünde Aznavur’un oturduğu evin altından bir geçitle birleştirilince bugünkü halini aldı. Hatta dönemin İtalyan mimarisinden izler taşıyan pasajda, 1940’lara kadar Alexander Vasiliyadis’in kimyahanesi ve laboratuvarı vardı.

ÖNCE OTEL SONRA PASAJ OLDU TOKATLIYAN
1805’te Hacı Krikor Amira Kevorkyan’ın aldığı arsada Üç Horan Ermeni Kilisesi ile Ermeni vatandaşlar için konut ve dükkanlar inşa edildi. 1870’deki yangında bu bölümler yanınca, bir dönem burada tiyatro ve kafe-restoranlar hizmet verdi. Ama bunlar da yanınca Tokatlı Mıgırdiç Tokatlıyan Efendi önce yeni restoran ve kafeler kurdu. Sonra Kilise Vakfı’na borçlarını ödemekte zorlanınca burayı otele çevirdi. Fransız mimar Alexandre Vallaury tarafından inşa edilen Hotel Tokatlıyan 1909’da açıldı. İki dünya savaşı atlattı, işletmeci değiştirdi. Yönetimi Üç Horan Ermeni Kilisesi’ndeki otel, 1960’da pasaja ve iş hanına dönüştürüldü. Şimdilerde içinde, gözlük ve giyim mağazaları gibi pek çok dükkan bulunuyor.
MARKİZ PASAJI
Passage Oriental – Markiz Pasajı: Passage Oriental, 1840 yılında İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında inşa edilmiştir. Bu yapının hem Beyoğlu Tünel’e hem de İstiklal Caddesi’ne cephesi bulunuyor, namını dekorasyon ve hizmet anlayışından alıyordu. Döneminin en iyisiydi ve içinde bulunan Markiz Pastanesi pasajın ün kazanmasında da etkiliydi. Günümüzde Passage Oriental’in bir kısmı kullanım dışındadır ve bir kısmı da Markiz Pasajı olarak hayatına devam etmektedir.
PASAJ İKEN İSTANBUL’UN İLK GÖKDÖLENİNE DÖNÜŞTÜ
Bon Marche Mağazası: Günümüzde yerinde Odakule bulunmaktadır. Bon Marche Mağazası 1850 yılında bir mağaza olarak inşa edilse de pasaj özelliği taşımaktadır.
YIKILDI AMA ASLINI KORUDU ATLAS PASAJI VE SİNEMASI
Atlas Pasajı:1870 yılında Ermeni iş adamı Agop Köçeyan tarafından kurulan Atlas Pasajı günümüzde de en işlek pasajlardan biridir. Aynı yıl çıkan yangında birçok ahşap bina yok olmuş, pasaj da zarar görmüştür. Sultan Abdülaziz zamanında Köçeyan için bu bina restore edilmiştir ve sonraki yıllarda pasaj eklentisi yapılmıştır. 1932 yılında yapı komple onarılarak sanat merkezi haline getirilmiş ve 1948 yılı itibariyle sinema olarak kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde sinema ve tekstil mağazaları birlikte yer almaktadır.

EDEBİYATI SEVERLERİ BULUŞTURAN PASAJ
Hazzo Pulo Pasajı: 1871 yılında inşa edilen Hazzopulo Pasajı, İstiklal Caddesi ve Beyoğlu kültürünün halen yaşatıldığı bir pasajdır. Kurulduğu yıldan sonraki 25 yılda 2 kez ad değiştiren bu pasajı kimin yaptırdığı ise tam olarak bilinmemektedir. İlk adı Hacapulo’dur ve bu ada sahip 3 farklı zengin iş adamı – bankerin yaptırdığı iddia edilmektedir. Kayıtlarda da farklı isimler yer almaktadır. Hacopulo-Hazzopulo Pasajı aynı zamanda üstü açık pasaj yapılarının en güzel örneklerinden biridir. Pasajın bir diğer önemi ise edebiyattan gelmektedir. Osmanlı son dönem tarihinde önemli bir yere sahip olan edebiyatçılar gerek yaşamlarında gerek eserlerinde Hazzopulo Pasajı’na yer açmıştır. Ahmet Mithat Efendi ve Namık Kemal bu pasajda bulunan matbaayı kullanıyor, Ahmet Haşim pasajı uğrak bir yer olarak kullanıyor, Recaizade Mahmut Ekrem eserlerinde bu pasajdaki esnaftan bahsediyordu. Aynı zamanda pasaj Türkiye’nin müzik kültürü için de önemli bir yere sahipti. İstanbul’un ilk oda orkestrası Hazzapulo Pasajı’nda dinleyici ile buluşmuştu.

Hazzapulo Pasajı, 12 Eylül sonrası askeri yönetim tarafından zararlı bulunarak bir dönem “Danışman Geçidi” olarak anılmış ve han geçidine dönüştürülmüştür.

HEYKELLERİ İLE ÜNLÜ AYNALI PASAJI
Aynalı Pasaj: 1874 yılında inşa edilmiştir. Sokağa bakan heykelleri ile en dikkat çekici pasaj olan Aynalı Pasaj (diğer adıyla Avrupa Pasajı) Çiçekler Sarayı Oteli, 1870 yılında yandıktan sonra onların yerine kurulmuştur. Pasaj günümüzde turistik ziyaretleri ve hediyelik alışverişleri ile ünlüdür.

TÜRK FİLMLERİNİN ÇEKİLDİĞİ ÇİÇEK PASAJI
Çiçek Pasajı: İstanbul mimari tarihine bırakılmış eşsiz bir mimari eser olan Çiçek Pasajı varlığını biraz da Büyük Beyoğlu Yangını’na borçludur. Büyük yangında Naum Tiyatrosu yandıktan sonra 1876 yılında yerine Galata bankeri Hristaki Zografos tarafından yaptırılır. Banker bu yapı için dönemin ünlü İtalyan mimarı ile anlaşır ve İstanbul’un tarih boyunca sevilecek bina projesini çizdirir.

130 yıl boyunca 24 ayrı dükkanda çok uluslu bir yapıyla hizmet veren Çiçek Pasajı, Anadolu ve İstanbul’un çeşitli kültürlülerini bir araya getirmekte de başarılı olmuştur. Pasajın adı yapıldığı yıllarda Hristaki Pasajı olsa da 1908 yılında Sadrazam Sait Paşa’ya geçmiş sonrasında içindeki çiçekçilerle nam saldığı için Çiçek Pasajı olarak anılmaya başlanmıştır. Daha sonra yıkım geçirmiş olsa da 1988 yılında aslına sadık kalınan bir mimari anlayışla restore edilmiştir.
İÇİNDE SİRK VE TİYATRO OLAN HALEP PASAJI
Halep Pasajı: Varlığını hala koruyan bu değerli pasaj 1885 yılında Halepli M. Hacar tarafından inşa edilmiştir. Halep Pasajı ön bloğunda mağazalara yer verirken iç tarafında ise ikinci bir yapı bulunmaktadır. Halep Pasajı tarihinde sirk ve tiyatro gösterileri ile ünlenmiş, fazlaca rağbet görmüştür. 1904 yılında Mimar Kapanaki tarafından tiyatroya çevrilen yapı büyük bir tiyatro salonuna sahiptir ve bu yönden de oldukça önemlidir. Dönem mimari geleneklerini yansıtan balkon ve localar hala korunmaktadır.

İÇİNDE SİNEMA OLAN SURİYE PASAJI
Suriye Pasajı: İstanbul’un ünlü Çatı Lokantası’nın bulunduğu pasajdır. 1908 yılında yapılan Suriye Pasajı 1911 yılı itibariyle bir sinema salonu olarak kullanılmış ve Fransızca bir gazete olan İstanbul Gazetesi’nin matbaasına ev sahipliği yapmıştır. Bu matbaa hala varlığını korumaktadır ve Matini adlı Rumca bir gazete tarafından kullanılmaktadır. Suriye Pasajı aynı zamanda Beyoğlu’nun deri ve kürk merkezidir. Bu pasaj günümüzde de deri ve kürk tasarımlarının satıldığı mağazalara ev sahipliği yapmaktadır.

BATI MİMARİSİ YERİNE OSMANLI MİMARİSİ OLAN ELHAMRA HANI
Elhamra Hanı: 1920-1922 yılları arasında yapılan bu binanın tarihi önemi de büyüktür. Elhamra Han Beyoğlu’ndaki Batılı mimariye bir tepki olarak yapılmıştır ve Beyoğlu’nda Doğu izlerini sergileyen nadide binalardan biridir. Şerif Adapazarlı isimli bir iş adamı tarafından Ulusal Mimari akımının etkisiyle yaptırılan bina, Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin izlerini taşımasıyla meşhurdur. Yapı 5 kemerlidir ve Osmanlı cumbaları gibi görünen konsollara sahiptir. Detaylarında ince işçiliklerle doğu süslemelerine rastlanır. Bununla birlikte yapıda Helenizm akımına gönderme yapan 8 ayrı sütun bulunmaktadır.

RUMELİ PASAJI
Sirkeci Garı’nın da mimarı olan Alman mimar Jachmund’un çizdiği Rumeli Pasajı, 1890’larda inşa
edildiğinde, o zamanki adıyla Cadde-i Kebir’in en yüksek binasıymış. Mabeyin başkatibi Eğribozlu Sarıca Ragıp Paşa tarafından caddeye yaptırılmış üç pasajdan en görkemlisi bu. Pasajın 9 katı, 58 dairesi, 30 dükkanı ve İstiklal Caddesi’ne açılan kapısı dışında Nane Sokak ve Maliyeci Sokak’a açılan iki kapısı daha var. Binadaki eski dükkan ve işyerleri arasında pastaneler, kuyumcular, terziler ve muayenehaneler varmış fakat özellikle 1960’larda bu pasaj koleksiyon pulları satan pulcularla bilinirmiş. Meşhur Hacı Abdullah’ın Beyoğlu’ndaki ilk lokantası da Rumeli Pasajı’nda açılmış.
ANADOLU PASAJI
Sarıca Ragıp Paşa’nın Beyoğlu’na kazandırdığı pasajlardan bir diğeri, Beyoğlu’ndaki diğer pasajlarla karşılaştırıldığında pek de şaşalı olmayan Anadolu Pasajı. Dışarıdan sıradan bir apartman gibi görünen fakat içine girdiğinizde büyüklüğüyle sizi şaşırtan bir yapı. Son yıllarda geniş kapsamlı bir yenilenme ile dönüşmeden önce Anadolu Pasajı’nın en önemli sakinlerinden biri Hacı Salih Lokantası olmuş.
AVRUPA PASAJI
Bu pasajın, Londra’daki Burlington Arcade’in ya da Paris’teki Hausmann Bulvarı’ndaki pasajların bir kopyası olduğu iddia ediliyor. 1874 yılında Ohing Ailesi tarafından mimar Pulgher’e yaptırılan pasaj binası, 1870 Pera yangınından önce bir sirke ve ünlü Naum Tiyatrosu’na ev sahipliği yapıyor, 56 metrelik pasajdaki 22 dükkan, İstanbul’un en ünlü manifaturacı ve düğmecileri yer alıyormuş. Binanın çatısını süsleyen görkemli, renkli ve orijinal vitraylar 2003 yılında İngiliz Başkonsolosluğu’na yapılan saldırıda patlayan bombanın şiddetiyle ne yazık ki paramparça olmuş. Bugün pasajın içinde Aynalı Geçit adında bir etkinlik salonu bulunuyor, ayrıca birçok sahafa ev sahipliği yapan Aslıhan Pasajı (ya da eski adıyla Krepen Pasajı) da Avrupa Pasajı’nın bitişiğinde yer alıyor.

Kaynak: https://blog.perapalace.com/kent-kulturu-ve-tarihi/pasaj-kulturu-ve-beyoglundaki-pasajlar/

https://www.tokihaber.com.tr/dosya-haber/kendi-basina-bir-dunya-pasajlar/

https://www.themagger.com/beyoglu-pasajlar/

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.