Hazırlayan: Fahri Sarrafoğlu
Beyazıt Caminden çıktıktan sonra sizi tarihi bir çarşı karşılar. Kapalıçarşı’ya girmeden hemen gördüğümüz çarşı 556 yıllık Sahaflar çarşısıdır. Sahaf, genel anlamıyla eski, artık basımı yapılmayan ya da ikinci el dergi ve kitapların alınıp satıldığı veya başka bir kitapla değiştirildiği küçük işletmeler ile bu mesleği yapanlara denmektedir. Bu tür kitap satış noktalarını, mekânlarını diğer benzerlerinden ayıran en büyük özellik ikinci el ürünlerin bulunabilmesi ve takas yöntemiyle ticaretin gerçekleşebilmesidir. Özellikle artık basılmayan, kısıtlı sayıda basılan fakat güncelliğini koruyan, ihtiyaç duyulan ya da tarihi önemine ilişkin olarak bir değer taşıyan her türlü basılmış eser bu alış verişin konusu olabilir. Bu tarihi çarşımız ne anılar barındırıyor bir bilseniz? Kimler geldi geçti buradan, kimler buradan kitap aldı.
İşte detayları:

unnamed-1
MEDRESENİN KİTAP İHTİYACINI KARŞILIYORDU
1460 yılında Kapalıçarşı inşaatı tamamlandıktan sonra, bu dükkânlara Kapalıçarşı içinde yer tahsis edilmiş ve sahaf dükkânları bir araya toplanmıştır. Burada 1460 ve 1894 yılında gerçekleşen İstanbul depremine kadar faaliyet göstermiş; depremden sonra çarşı, o zamanki adıyla Hakkaklar çarşısı olarak bilinen bugünkü yerine taşınmıştır. Osmanlı döneminde sahaflık itibarlı ve kârlı bir iş haline gelmişti. Evliya Çelebi, Seyahatname isimli eserinde Kapalıçarşı’daki Sahaflar Çarşısı’nda 50 dükkân olduğunu, 300 kişinin çalıştığını yazar. Sahaflar çarşısı, 1458’den 1894’ye kadar, 436 yıl boyunca Kapalıçarşı’da kaldı. 1894 yılından itibaren ise Beyazıt’taki bugünkü yerinde hayatını sürdürüyor.
FRANSA MİLLİ KÜTÜPHANESİNE GİDEN KİTAP
İstanbul’a gelen gezginlerin ve yazarların çoğu Sahaflar Çarşısı’na uğruyordu. Bunlardan biri de, Binbir Gece Masalları’nı çeviren Fransız yazar Antoine Galland’dı. Fransa, Osmanlı’nın kültür dünyasında neler olup bittiğini öğrenmek amacıyla, Antoine Galland’ı Fransa Kraliyet Kütüphanesi’nin görevlisi olarak 1672’de İstanbul’a göndermiş. Antoine Galland, Sahaflar Çarşısı’ndan satın aldığı minyatürlü bir yazmayı Fransa Kralına hediye etmiş. Bugün bu kitap Bibliothèque Nationale de France, yani Fransa Milli Kütüphanesi’nde muhafaza ediliyor.
BİNLERCE KİTAP YANIYOR
Sahaflar Çarşısı 1950 yılında çıkan yangından sonra tamamen yanmıştır ve içinde bulunan binlerce yazma eser kül olmuştur. İstanbul Belediyesi yanmayan yerleri kamulaştırıp, ahşap dükkânları da betonarmeye çevirerek, çarşıyı bugünkü mimari durumuna getirmiştir. Ayrıca çarşının ortasına da ilk Türk matbaacısı olan İbrahim Müteferrika’nın büstünü yerleştirmiştir. Bugün çarşıda 17’si çift katlı, 23 dükkân bulunmaktadır.
KİTAPÇIYI DÜKKÂNA KİLİTLEYEN KİTAP AŞIĞI
Kaşgarlı Mahmud’un “Divan-ı Lügât”it-Türk” adlı şaheseridir. Eserin bulunuşu üzerine pek çok hikâye anlatılır. Bunlardan biri yaşlıca bir kadının sahaflara getirdiği bir yığın kitap arasında hazretin mutad üzere araştırma yaparken esere tesadüf ettiği, kitapçı ile yaptığı pazarlık sonrası üzerinde yeterli parasının çıkışmaması üzerine tüm parasını kapora olarak verip evine para almaya koşması rivayetidir. Ali Emîrî Efendi, olurda kendisinden başkası talip olur diye kitapla beraber kitapçıyı da dükkana kilitlemiş, eve kadar sabredemeyerek, yakınlardaki üç beş ahbabından borç alarak kitabı hemen satın almıştır.
SAHAFLAR YAVAŞ YAVAŞ BAB-İ ALİYE TAŞINIYOR
19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim merkezi Babıâli, aynı zamanda Türk basınının da merkezi ve kalbidir. Divanyolu üzerindeki Sultan Mahmut Türbesi’nden başlayıp Sirkeci meydanına kadar kavisli bir şekilde inen bu cadde, bir orta noktada kırılır. Bu orta nokta Babıâli denilen, yani Osmanlı sadrazamlarının konağı, yönetim yeri olan, aynı zamanda da Paşakapısı denilen, valilik binasını orta merkez olarak alır.
19. yüzyılın sonundan, 1870’lerden itibaren bu caddede kitapçılar yer almaya başlar. Yüzyıl sonlarında bu kitapçılar önemlerini ve sayılarını çoğaltarak caddenin Türk basın yayın dünyasının en önemli merkezi haline gelmesini sağlarlar.
İbrahim Hilmi Çığıraçan hakkında ciddi bir araştırma yapan Başak Ocak’ın tespitine göre Ermeni kitapçılar bilimsel ve edebi kitaplar ile okul kitapları piyasasını, İranlı kitapçılar da halk, medrese kitapları piyasasını ellerinde bulundurmaktadırlar. Bir de 1870’li yıllardan itibaren Beyazıt’ta, Hakkaklar Çarşısı’nda, Sahaflar Çarşısı’nda dükkân açan bazı kimselerin de daha sonra bu dükkânları kapatıp Babıâli’ye doğru kaydığını tespit ediyoruz ki, kitapçılık ağırlık merkezinin giderek Babıâli’ye doğru kaydığının bir göstergesidir bu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website