Tezhipli hat levhaları ilk kez kataloglandı
Mimar Sinan Üniversitesi arşivindeki 181 eser, akademik bir tezle gün yüzüne çıktı. Osmanlı’nın son hattatlarının kaleminden çıkan koleksiyon, Cumhuriyet’in erken dönem kültür politikalarına da ışık tutuyor.
1930’lu yıllarda hattatlara maaş bağlanarak üretilen eserler, kültürel mirasın planlı korunmasının erken örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Fahri Sarrafoğlu(İstanbul Seyyahı)
Saklı kalan eserler gün yüzüne çıktı
İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin derinliklerinde yıllardır saklı kalan 181 adet tezhipli hat levhası, ilk kez sistematik bir katalogla belgelendi. Alireza Abasalt’ın yüksek lisans tezi, Sami Efendi, Necmeddin Okyay, Macid Ayral ve Kâmil Akdik gibi üstatların eserlerinin yanı sıra, 20. yüzyıl öğrenci işi nadide parçaları da akademik dünyaya kazandırdı. Koleksiyonun önemli bir bölümü bugüne dek hiç sergilenmemişti.
Sanata Devlet Desteği: ‘Yaz Yaz Para Al’ Dönemi
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, Cumhuriyet’in erken dönemine ait öncü bir kültür politikası. 1938-1946 yılları arasında, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in öncülüğünde başlatılan projeyle, Necmeddin Okyay ve Nuri Korman gibi hattatlara aylık 200 lira maaş bağlanarak müze için eser üretmeleri sağlandı. 1960’a kadar süren bu uygulama ile koleksiyona 150’ye yakın eser kazandırıldı.
Kadın Eliyle Tezhipten İzler
Koleksiyon, yalnızca hattatların değil, tezhip sanatının kadın ustalarının da izlerini taşıyor. Üstad Fatma Rikkat Kunt’un süslemelerinin yer aldığı eserlerin yanı sıra, 1990’lı yıllarda Mimar Sinan Üniversitesi’nde eğitim gören kadın sanatçıların diploma projeleri de müze envanterine girmiş. Bu durum, hem geleneksel sanat eğitiminin hem de kadın sanat emeğinin müze koleksiyonundaki görünürlüğünün önemli bir kanıtı.
Altın Varaklı Hafıza: Motifler Analiz Edildi
Tez çalışması, eserleri sadece kayıt altına almakla kalmadı; her bir levhanın tezhip motiflerini detaylıca analiz ederek, “zer-endûd” (altın yaldızlı) gibi klasik tekniklerle işlenmiş desenleri bilimsel bir şekilde sınıflandırdı. Böylece, estetik objeler olmanın ötesinde, bu eserlerin sanat tarihi içindeki yeri ve karşılaştırılabilirliği için sağlam bir zemin oluşturuldu.
Müze: Gelenekselle Modern Arasında Köprü
Türkiye’nin ilk plastik sanatlar müzesi olan İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, bu çalışmayla müze, miras ve akademi arasında bir köprü işlevi gördüğünü bir kez daha gösterdi. Koleksiyonun dijitalleştirilmesi ve kataloglama çalışmaları, geleneksel sanat eserlerine modern müzecilik anlayışıyla yaklaşımın da önemli bir örneğini teşkil ediyor.
Kaynak: Bu haber, Alireza Abasalt tarafından Prof. Dr. Faruk Taşkale danışmanlığında hazırlanan “Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Koleksiyonunda Bulunan Müzehhep Levhaların Tezhip Açısından İncelenmesi” başlıklı yüksek lisans tezine (2025) dayanmaktadır.





















Cevap Yaz