Hazırlayan: Fahri Sarrafoğlu

Süleymaniye Camii’nin yapımı bittikten sonra camiyi ne camiyi yaptıran Kanuni Sultan Süleyman ne de caminin mimari Sinan yaptı. Caminin tamamlanmasına az bir süre kala, ana kubbedeki Nur Suresi 35.ayatini yazarken gözünü kaybeden Hattat Ahmet Şemsettin Karahisari açtı. İşte bu gördüğünüz Besmele ise onun şu an elimizde kalan “tek” eseri.  Bu çeşme nerede ve Ahmet Karahisarı kim diyorsanız işte detaylar:

HATTIN GÜNEŞİ OLARAK BİLİNEN ÇOK DEĞERLİ BİR HATTAT
Ahmet Şemsettin Karahisari;  Kanuni Sultan Süleyman dönemi hattatlarından olup az sayıda eseri günümüze ulaşmıştır. Hattat Ahmet Şemsettin 1470 tarihlerinde doğduğu tahmin edilmektedir. Eserlerindeki imzalardan Afyonkarahisar’da doğduğu tahmin edilmektedir. Yakut ekolünün ünlü hattatlarından Esedullah Kirmani’den ders aldı. Eserlerinin ketebe kayıtlarından bu hattattan icazetli olduğu anlaşılmaktadır. Hattat Ahmet Şemsettin, Şeyh Hamdullah’ın talebelerinden İshak Cemalettin Halvetiye intisab ederek tasavvuf yoluna girmiştir. Kanuni Sultan Süleyman devrinde yaşayan Karahisari sarayda faaliyet gösteren Ehl-i Hiref’in katipler bölüğüne girdi. Karahisari özellikle müsenna, sülüs ve celi-sülüs yazılarında ulaştığı seviye ile Hattın Güneşi anlamında Şemsü’l-Hat olarak tanındı. Ayrıca büyük boy yazılarda ve sayfa düzenlemesindeki başarısı ile dikkate değerdir. Yaptıklarını hiç kendisine mal etmeme tarzındaki tevazusu eserlerindeki imzalarından anlaşılmaktadır. Kaynaklarda uzun boylu, zayıf yapılı, temiz giyimli, nur yüzlü olarak tanımlanır. Arapça ve Farsça bilen ve üç dilde şiir okuyabilecek derecede kültürlü olduğu bilinmektedir. Kendi Çocuğu olmadığı için Hasan Çelebi’yi evlatlık almıştır. Hat ekolu Hasan Çelebi ile devam etmiştir. 1563  yılında 90 yaşında vefat etmiştir. Mezarı Sütlüce’de Halveti tekkesinde İshak Cemalettin Halveti’nin yanına gömülmüştür.

Hattat Karahisari Kuranı

TOPKAPI SARAYINDA SERGİLENEN KURAN-I KERİM
En önemli yapıtı Kanuni Sultan Süleyman’ın isteği üzerine yazmış olduğu ve halen Topkapı Müzesi’nde muhafaza edilen büyük ebattaki Kuran-ı Kerim’dir.  Sultan III. Murat zamanında tamamlanan Kur’an-ı Kerim, Türk-İslam sanat dünyasının en güzel eserleri arasında gösterilir. Yakut tarzında tertip edilmiş, her sayfada ilk satırı muhakkak, beş satırı nesih, son satırı muhakkak hatla yazılmış ve bütün sayfaları Saray Nakkaşhanesinde tezhip edilerek ciltlenmiş bu Mushaf 1981 yılında İtalya’da basılmıştır. Diğer eserleri arasında Piyale Paşa Camii yazıları ve Süleymaniye Camii kubbe yazıları bulunmaktadır.

SÜLEYMANİYE CAMİNİ NEDEN KARAHİSARI AÇTI?
1557 yılında Süleymaniye Külliyesi’nin açılış merasiminde Kanuni Sultan Süleyman Türk İslam mimarının gelmiş geçmiş en büyük ustalarından Mimar Sinan’a: ‘’Bu bina eylediğin Beytullah sıdk-u safa ve dua ile senin açman evladır.’’ sözleriyle Mimar Sinan’a açtırmak istemiştir.  Sinan, hünkar’a ‘Hattat Karahisari bu camii hatları tezyin ederken gözlerini kaybetti, kör oldu. Bu şerefi ona bahşedelim .’ demişti. Bunun üzerine Süleymaniye açılışı Hattat Karahisari’ye yaptırıldı.

UŞŞAKİ TEKKESİ ÇEŞMESİ ÜZERİNDEKİ BESMELE
UŞŞAKİ TEKKESİ ÇEŞMESİ Yedikule, İstanbul. Çeşmenin ayna taşında, 16. yüzyılın ünlü hattatı Ahmed Karahisarî’nin, günümüzde Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde bulunan albümünde yer alan, müselsel besmelesi üslûbundaki Kelime-i Tevhid kitabesi yer alır. Uşşakî Tekkesi Çeşmesi, henüz o dönemde, bezemenin çok farklı algılandığının en güzel örneğidir.

Üç satır halinde düzenlenmiş olan kitabenin ilk satırındaki Vaka’ut -tarih: “İnna a’tayna kel kevser” ibaresinden, ebced hesabı ile çeşmenin yapım tarihi 1562 (Tekke 1879’da yaptırılmış) yılı bulunmaktadır. Orta satırda “Fetekabbelha Rabbuha bi kabulin hasenin…” ayeti, alt satırda ise kelime-i tevhid yer almaktadır.

UŞŞAKİ CAMİİ
Uşşaki Camii, kapı kitabesinde, 1879 tarihinde, Nazır Mehmet Halid Efendi tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Ancak yapı, cami olarak değil, Uşşaki tarikatının dergah, olarak yaptırılmıştır. Kitabesi, 16. yüzyılın meşhur hattatı Ahmet Karahisari tarafından yazılmıştır. Cumhuriyet döneminde tekkelerin kapatılması ile bina halk evi olarak kullanılmıştır. Uşşaki Camii, 1951-1952 yıllarında yapılan tamirlerle orijinal halini kaybederek bugünkü şeklini almıştır ve artık sadece cami olarak kullanılmaktadır. Tamirlerde sadece çeşme ilk halini korumuştur.

Kaynak: Diyanet Ansiklopedisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website