BİR CAMİ VE BİR DİKİLİ TAŞIN HİKAYESİ  

“işte gemilerin karadan Haliç’e ulaştığı yer”

Fahri Sarrafoğlu

Fatih Sultan Mehmet Han, Haliç’in kalın zincirlerle girişinin engellenmesinden sonra hiç tereddüt etmeden gemilerin karadan yürütülmesi talimatını verdi. İşte o gemilerin indiği yer burası.  Buranın bir başka özelliği daha var: “Yusuf Agah Cami”. Bu camiyi yaptıran Yusuf Agah Efendi ise ilginç kişiliği ile bilinmektedir. İlk bilinen özelliği Sultan III. Selim’in kararı ile 23 Temmuz 1793’de “kalyonlar katibi” Yusuf Agah Efendi Londra’ya ikamet elçisi olarak tayin edilmiş olmasıdır. Ama bitmedi asıl hikâyesi elçilik görevi bittikten sonra başlıyor. İstanbul’u tanımak ve merak edenler için detaylar şöyle:


KÂTİPLİKTEN BÜYÜKELÇİLİĞE
Yusuf Ağah Camii, İstanbul’un Beyoğlu ilçesi, Matbaa arkası, Turabi Baba Türbesi Yanı, Kasımpaşa adresinde bulunmaktadır. Yusuf Ağâh Efendi, “Moralı” veya “Moraviyulas” adı ile anılan Mora’da yerleşik bir Osmanlı sülalesinden olan, Süleyman Penâh Efendi’nin oğludur. 1792’de “kalyonlar kâtibi” olmuştur. 1792’de “Nizam-ı Cedid” islahatları yürürlüğe konulmakta idi. Bunlardan biri olarak büyük Avrupa devletlerinin başkentlerinde daimi ikamet elçilikleri açılması idi. Babıali ilk daimi ikamet elçiliğinin İngiltere Krallığı başkenti Londra’da açılmasına karar verilmişti. Sultan III. Selim’in kararı ile 23 Temmuz 1793’de “kalyonlar katibi” Yusuf Agah Efendi Londra’ya ikamet elçisi olarak tayin edilmiştir. 6 Ağustos tarihinden itibaren, İstanbul İngiliz elçisinin sahip olduğu “büyük elçi (ambassador)” rütbesini taşımaya başlamıştır. Böylece Babialı’nın geleneksel “mütakabiliyet prensibi” ilk defa Osmanlı Devleti dışişleri diplomatlarına uygulanmaya başlanmıştır.

ELÇİLİĞİN KURUMSALLAŞMASINI SAĞLADI
Yusuf Agah Efendi Londra daimi ikamet elçilik görevini üç yıl ifa etti. Bu dönemde hem İngiliz hariciyecileri ile hem de Londra’da bulunan yabancı devlet diplomatik misyonları ile görüşerek Osmanlı Devleti’nin politik ve ticari menfaatlerini ilgilendiren sorunlarla ilgilenip bunları diplomatik yolla halletti. İstanbul’da gereksinen askeri ve sivil alanlarda uzman ve teknisyenleri İngiltere’den temin etti. Maiyetinde bulunan Osmanlıların yabancı dil öğrenmelerini sağladı. Böylece batı standardlarına göre eğitilmiş devlet liderlerinin eğitilmelerine öncülük yapmaya çalıştı. Üç yıl süren daimi ikamet elçiliğinden sonra İstanbul’a geri dönmek için İstanbul’dan yeni bir daimi ikamet elçisi gönderilmesini istedi.

ELÇİLİKTEN SONRA BAŞINA GELMEYEN KALMADI
Döndükten sonra yeniçeri kâtibi, sonra ambar emini, sonra tersane emini ve sonra matbah emini, 1806’da yine tersane emini görevlerinde bulundu. 1807’de rikâb-i humâyûn defterdari olup 1 Mayıs 1808’de azledildi. 1809’da baruthane nâzırı 2 Temmuz 1809da rikâb kethudası, sonra cebehane ve mehterhane nâzırı oldu. Sonra Hibetullah Sultan kethüdası olarak Beşiktaş Sahilsarayını tamire memur edildi. Daha sonra mübayaacı ve nüzül emini olup Temmuz 1811’de sadâret kethudası tayin edildi. Vahhabî isyanının bastırılmasından sonra 1812’de Mekke’ye gönderilen fevkalâde sürre alayı emini yapıldı. Hicaz’dan geri döndükten sonra nişancı ve 1817’de ikinci defa sadâret kethüdası, 1819’de tekrar tersane emini görevlerini yaptı. 1820’de mübayaa memuriyetiyle Edirne’ye memur oldu. Edirne’den 1822’de İstanbul’da üçüncü defa matbah emini görevi verilerek geri döndü.Bu görevde iken 4 Ocak 1824) vefat etmiştir. Şehzade Camii kabristanında gömülüdür.

GEMİLERİN KARADAN KASIMPAŞAYA İNDİĞİ YER
Tophane’den ayrılan 50 ila 70 adet arasındaki gemi, 21-22 Nisan gecesinde Kasımpaşa’ya kadar indirildi. Bu olayın doğruluğunu, hem savaşta hazır olan Bizans tarihçileri ve hem de Osmanlı tarihçileri ittifakla açıklamaktadırlar. Fatih Sultan Mehmet çok iyi bir tarihçiydi. Tarihi sever ve kitapları okurdu. O gemileri karadan yürütmeden önce 965 yılında Avar Türklerinin de gemileri karadan yürüttüğünü biliyordu. Öyle ki Fatih’in zaten B planı hazırdı. Evet, gemiler karadan yürüdü ama önceden de tarih bilmenin, araştırmış olmanın rahatlığı ile bunu yaptı. Yoksa gemiler bir gecede mucizevî bir şekilde kendiliğinden inmedi. Önce güzergâh tespit edildi, yağlar yerine kondu, ağaçlar kesildi ve gemiler sessizce indirildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website