Söyleşi: Fahri Sarrafoğlu

Kültür Tarihçisi ve Güzel Sanatlar Uzmanı Abdullah Kılıç ile Üsküdar üzerine güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Uzun yıllarını vererek Üsküdar’la ilgili olarak hazırladığı belgesel niteliğindeki kitap Üsküdar Belediyesi tarafından yayına çıkartıldı. Biz de yıllarını verdiği Üsküdar hakkında, kendisine kısa kısa sorular sorduk. Üsküdar’la ilgili detaylı bilgileri kitabı ÜCRETSİZ temin ederek okuyabilirsiniz.

HZ PEYGAMBERLE AYNI TOPRAKTA YATMAK  ARZUSU  

Üsküdar deyince ne anlamalıyız.?

Roma ve Bizans dönemlerinden sonra, Orhan Gazi zamanından beri Türkler ’in yurdu olan Üsküdar, Balkanlar’dan Ortaasya’ya kadar geniş bir coğrafyadan gelerek İstanbul’da toplanan hac kafilelerinin ilk hareket noktası, İstanbul’dan Kâbe yönüne atılan adımın başlangıç yeri olmuş; ve “Belde-i Tayyibe” olarak anılmıştır. Anadolu toprağında sakin bir mezara sahip olmak isteyen Avrupa tarafında yaşayan birçok İstanbullu bu yüzden peygamberiyle aynı toprakta yatmak için Üsküdar’da gömülmeyi vasiyet etmiştir. Böyle bir mânevî düşünce içinde yaşayan Osmanlı Türk insanı için Üsküdar, geleneklerini koruyan, Müslümanlığı daha iyi yaşamaya çalışan, mütevazı, sakin, hoşgörülü güzel insanların barınağıdır. Bu bir manevi hava içerisinde meydana getirilen ve her biri birer vakıf şaheseri olan Üsküdar tarihî eserlerinin bereketini, çeşitliliğini ve hayır yarışındaki zirveyi de tahmin etmek zor değildir.

Üsküdar’ın farklılığı nedir? Diğer semtlerden ayrılan en önemli özelliği nedir?

Üsküdar, Osmanlılar döneminde aynı zamanda; Suriye, Mezopotamya ve Asya’nın diğer yerlerinden gelen giden tüccarların toplanma yeri, ticari bir kavşak noktası, çeşitli milletlerden insanların yaşadığı, ticaretin yapıldığı, birçok zenaatin icra edildiği zengin ve mamur bir kentti.  İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı orduları Anadolu’ya buradan hareket eder, padişah ve serdarların otağı burada kurulurdu. Sefer için hükümdar, muhteşem bir törenle Topkapı Sarayı’ndan hareket ederek Üsküdar’a geçer, önünde alay sancaklarının dalgalandığı otağda bir kaç gün oturduktan ve seferî kuvvetlerin resmî geçidini seyrettikten sonra ordu ile hareket ederdi. Merkeze çok yakın, Topkapı Sarayı’nın karşısında ama taşra kabul edilen, havası, suyu, yeşillikler içindeki evleri, sakin huzurlu hayatıyla bu müstesna belde; padişahların, padişah ailelerinin, devlet büyüklerinin hep ilgi odağı olmuş, bu güzel beldede saraylar, yazlık köşkler, yalılar ve sayısız vakıf eserleri meydana getirmişlerdir.

Sizce Üsküdar’da bulunan tarihi eserlerin en belirgin özelliği nedir? Sanat ve estetik iç içe diyebilir miyiz? 

Tarihi eserleri, Üsküdar’ı Üsküdar yapan hazineler, âdeta tapu senetleridir. Güzelliğin sembolü, geçmişimizin belgesi, kültürümüzün gülen yüzü, merhametimizin zirve belgeleri, karşılıksız vermenin muhteşem âbideleridir. Üsküdar topraklarına hâk edilmiş kültür nakışları, kök belgeleri, kimliğimizin göstergesi, yüzyılların mirası, geleceğe mektuplarımız, kim olduğumuzu haykıran insanlık âbidelerimizdir. Fazla söze gerek duymadan sessizce derinden milletimizi anlatan değerlerimizdir.

Üsküdar Fetih’den de önce Anadolu toprağı olmuştur diyebilir miyiz?

Yüzyıllar boyunca bütün İslam coğrafyasında ve özellikle de Selçuklu ve Osmanlı’da cami, dârüşşifâ, medrese, kervansaray, hamam,  aşevi gibi sayısız vakıf eserleri yaptırılmıştır. Temelini inancından alan, iyilik mayasıyla yoğrulmuş Anadolu da, baştan başa bu şefkat âbideleri ile donatılmıştır. Sultanlar, devletin ileri gelenleri ve diğer hayır sahipleri tarafından belli merkezlerde inşa edilen ve zengin vakıflarla desteklenen eserler, bir hayır kurumu olarak devlete yük olmadan yüzyıllarca ahaliye hizmet etmişlerdir.

Eserleri hem ilk yaptıranlar hem de sonradan tamirini, bakımını ve idaresini yaparak devamını sağlayanlar bu muhteşem şefkat âbidelerinin günümüze ulaşmasında ve geleceğe taşınmasında aynı şekilde pay sahibidirler.

ÜSKÜDAR’A EN FAZLA HAYIR ESERİNİ HANIMLAR YAPMIŞ 

En fazla hanımların eser yaptığını görüyoruz bunun nedeni nedir acaba?

Yukarda belirttiğimiz gibi özellikle sultan aileleri Üsküdar’a ilgi göstermiş, İstanbul’a yakınlığı, Topkapı’nın karşısında olması, havasının güzel olması hanım sultanların da burada oturmasına, saraylar yaptırmasına ve buna bağlı olarak ta hayır eserleri yaptırmalarına sebep olmuştur. Diğer bir sebep te Asya yolculuğunun başlangıcı olduğu için insan sirkülasyonunun çok olması dolayısıyla yapılan hayır eserinin çokça işe yaraması, özellikle hanım sultanların hayır eserlerini buraya yaptırmalarına sebep olmuştur. Bu hanım sultanların bir kısmı zaten Üsküdar’da ikamet ediyorlardı. Mesela; Mihrimah sultan’ın iskeledeki külliyesinin üstündeki tepede yani Sultantepe’de sarayı vardı. Onun kızı Ayşe Sultan’ın oturduğu babası Rüstem Paşa ve annesi Mihrimah sultana ait Salacakta ayrıca bir sarayları vardı.

Rakamsal bilgi verebilir miyiz, üsküdar da ne kadar cami, çeşme, aş evi vb vardır.

Üsküdar’da bugün ayakta kalan 12 külliye (cami, aşevi, şifahane, medrese, sıbyan mektebi, darülhadis vs), 80 cami, 100 ün üstünde çeşme, 56 tekkeden geriye kalan 16 tekke, 33 sıbyan mektebinden geriye kalan 15 mektep, birkaç medrese, sayısız türbe ve sanat abidesi tarihi mezar taşları mevcuttur.

Üsküdar’da kayıp eserler de var tabi, bu konu da neler söylenebilir?

Yukarıda saydığımız eser çeşitlerinden ayakta kalamayan daha yüzlerce eserin adı kayıtlarda geçmektedir. Bugünkü Üsküdar meydanı etrafında çevrelenen dar bir alana oturan tarihi Üsküdar’a bu kadar çok eserin sığdırılması da ayrıca hayrete şayandır. Biz kitabımızda bugün var olan ve kaybolan Üsküdar tarihi eserleri hakkında genişçe derli toplu belgelere dayalı bilgiler verdik. İnşallah istifade edilir. Meraklıları kitabı Üsküdar belediyesinden talep ederlerse sanırım yardımcı olurlar.

Kitabı temin için iletişim bilgileri : http://www.abdullahkilic.com/?s=iletisim

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website