İstanbul’da binlerce çeşme varken, şu anda sadece yüzlerce çeşmeden bahsediyoruz. Her biri yüz yıllardır bize tertemiz suyun ulaşmasını sağladılar. Şimdilerde ise suyu akmasa da bu vefakâr çeşmelerden bir vefayı çok görmeyelim. Çok şey istemiyoruz. Üzerine yazı yazmayın. Yıkmayın, yok etmeyin yeter. Suyu mu? Suyu akmasın varsın ama o tarihi ihtişam yerinde dursun ki ecdadın hatırasını unutmayalım. Çeşmelerimizin her biri ayrı bir güzellikte, her bir çeşmenin de kendine göre özelliği ve verdiği mesajı var.
İşte Kasımpaşa’da, Deniz Hastahanesi yokuşunun alt başına karşı düşen duvarda duran bu çeşme de Kaptan-ı Derya Hüseyin Paşa Çeşmesidir. Çeşme aynası üç ambarlı bir kalyonun (tekne) kıç fenerlerini canlandıran kabartmalarla bezenmiş olup bir r bahriyeli çeşmesi olduğu böylece de anlaşılır. Kasımpaşa’da bulunan bu güzel çeşmenin en bir diğer özelliği ise üzerinde Kuran-ı Kerimde ismi geçen meyveler bezenmiş olması.

KAPTAN-I DERYA HÜSEYİN PAŞA YAPTIRDI
Çeşmeyi yaptıran Murâbıt Süleymân Paşa diye de bilinen Hacı Hüseyin Paşa, Liman Reisliği’nden 1143’de [1731] Kaptan-ı Derya olmuş, 1144’de [1732] azledilmiş ve çok kısa bir süre sonra vefat etmiştir. Maryol lakabı ile tanınırdı. Yani hızlı karar verebilen, özellikle savaş tekniklerini çok iyi bilip savaş hilelerine vakıf biri olduğu için “maryol “ lakabı verilmiştir. Enderun’da yetişen Hüseyin Paşa, kapıcılar kethüdalığı gibi saray görevlerinden sonra 1606 yılında Yeniçeri Ağalığı görevine getirildi. 1607’de Dişlenk Hüseyin Paşa’nın yerine Anadolu Beylerbeyi, aynı sene Rumeli Beylerbeyi olmuştur.

AÇILMIŞ BİR TAVUS KUYRUĞUNA DA BENZETİLİR
Kasımpaşa’da Mevlevihane karşısında Sipahi Fırını Sokak No:99 da bulunan bu çeşme devrinin tipik örneklerinden biridir. Bazılarının açılmış bir tavus kuyruğuna yahut bir yelpazeye benzettikleri yarım daire biçimindeki dilimli kemerinin altındaki bir sıra kabartma oymadan ve sarkıtlı bir kornişten sonra yer alan ayna taşının iki yanını vazolar içinde çiçek, üstünü ise tabaklar içinde meyve motifleri süslemektedir. Çeşmenin kitabe taşını da içine alan bitki motifli bir bordür tamamını çerçevelemektedir. Çeşme baştanbaşa değişik renkte mermerlerle kaplanmıştır. Ayrıca ortadaki sarkıtlar  üç sıra oymalı bir korniş hazne boyunca bir uçtan bir uca uzanmaktadır. Teknesi yol seviyesinden biraz aşağıda kalmıştır. Günümüzde maalesef suyu akmamaktadır.

“ Habbezâ Sultân Mahmûd Hân kim”
“ Mesned-ârâ şehriyâr-ı hâfikeyn”
“ Böyle bir âsâra kıldı ihtimam”
“ Nâil-i maksûd ola fi’l-iâlemeyn”
“ Olıcak a’yâna tâksîm-ül-uyûn”
“ İmtisâlen didiler bir re’s-i ayn”
“ Kapudan pâşâ ki icra eyledi”
“ Oldu hakkaâ işbu çeşme nûr-i ayn”
“ Hüsn-i hâl ile murabıtdır velî”
“ Nâm-ü şânıdır k el-hâc Hüseyin””
“ Vardı sûyunca bu hayrin dâimâ”
“ Bâg-i ümmîdi ola güllerde zeyu”
“ Şâd olâ rûhu İmameynin müdam”
“ Kıldığınca âbını icrâ bu ayn”
“ Kerbelâ ehli tevarîhin okur”
“ Teşnegâne mâ deyü ayn-ı Hüseyn”

ÇEŞME ESKİDEN AKIYORDU

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website