Fethin sembolü olan sancak bu camide bulunuyordu

Bala Süleyman Ağa, İstanbul’un fethi sırasında büyük yararlıkları görülen gazilerden ve topcubaşılardandır. İstanbul’un kuşatmasında ordunun 4 bölük topçu kuvvetlerinden birinin kumandanıydı. Silivrikapı’da kendi adıyla bir cami yaptırmış camiye de Fetih sırasında kullanılan sancağı bu camiye koymuştu. Fatih Sultan Mehmet’in topçubaşılarından Bala Süleyman Ağa Camisinin en büyük özelliği burada Fethin sembolü olan sancağın yüz yıllardır burada bulunmasıydı. Yaklaşık 547 yıldır burada duran sancak 13 yıl önce çalındı. Ve hala da bulunamadı.  İşte caminin hikâyesi şöyle:

 

HAT MÜZESİ GİBİ CAMİ
Bâlâ Süleyman Ağa Camii’nde ayrıca bir hat müzesi gibi çok değerli hat ustalarının eserleri bulunmaktadır. Bunlardan mihrabın üstünde “Küllema dehale” ve iki tarafında ki “Besmele” hattat Şefik Bey’e aittir. Hilye-i şerif” levhası ise hattat Hasan Rıza Efendi’nindir. Yine Kadıasker İzzet Efendi’nin celi hatla yazılmış “İhlas-ı şerifi” kubbenin ortasında, tahtaya oyma ile işlenmiş, mihrap üstündeki “Kalellahü Teala, innema ya’müru mesacidellahi” ayeti bulunmaktadır.
Çeşmenin üzerinde on beyitlik bir tarih kitabesi de çeşmenin Şeyh Mehmet Sadedin ve Şeyh Said. Ali Efendiler tarafından yaptırıldığını göstermektedir. Talik yazısı o devrin seçkin hattatlarından Üsküdarlı Ali Rıza tarafından yazılmıştır. Türbenin saçağı altında ve iki cephesini kaplayan mermer üzerine hak edilmiş Hattat Faik Efendi’nin “Ayet-el Kürsi” ile “Yekûlü ya leyteni” yazılı ayetleri çok nefis sanat eserleridir.

Camide bulunan diğer kıymetli eşyalar şunlardı: 1. Sancak-ı şerif, maalesef çalındı,  iki adet Kâbe örtüsü ve sedefli rahleler.

OSMANLI DÖNEMİNİN İLK MİMARİSİYDİ
Bala Süleyman Ağa Camii; İstanbul Sur içi Kocamustafapaşa Veledi Karabaş Mahallesi Mevlanakapı Tekke sokağında 1457 yılında İstanbul’un fethinde Topçubaşı görevi olan Süleyman Ağa tarafından inşa ettirilmiştir. Camii Osmanlı Mimarisinin ilk dönem izlerini gösterir. İstanbul fethine katılmış olan askerlere Nimel çeys diye anılırlar. Topçubaşı Bala Süleyman Ağa tarafından kagir bir mescit ve kuyu yaptırılmıştır. Çeşitli dönemlerde çeşitli tamirler geçirdikten sonra Sultan Abdülaziz döneminde daha büyük bir cami yaptırılmıştır. Bu eser, başta bir camii iken zamanla yanlarına yapılan tekke, sıbyan mektebi, aşevi, çeşme, muvakkıthane, misafirhane ve sebil ile büyük bir külliye haline gelmiştir. Bugün aşevi ve misafirhane ilkokul olarak, muvakkithane de imam ve müezzin meşrutası olarak kullanılmaktadır. Zamanla yanıp sadece ana duvarları kalan sıbyan mektebi, Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsis edilmiştir. Çeşme ve sebil bugün terkosa bağlanarak halkın hizmetine sunulmuştur.

Bâlâ Süleyman Ağa’nın Türbesi, camiinin bitişiğindedir. Ve Camii’nin küçük avlusunda girilmektedir. Kagir duvarlı, ahşap çatılı olup yedi penceresi bulunmaktadır. İçerisinde altı sanduka vardır. Bunlardan birisi Bâlâ Süleyman Ağa’ya aittir. Diğerleri ise tekke şeyhlerinin kabirleridir

Camii’nin ve çeşmenin karşısındaki okulun köşe duvarındaki çeşme ise, Abdülmecid’in hanımı Perestü Kadın tarafından Bâlâ Süleyman Ağa’nın ruhu için yaptırılmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website